SAPPORO - Japonya İçişleri ve Haberleşme Bakanlığı'nın açıkladığına göre, son 5 yılda ülke genelinde aile içi şiddet (DV) mağdurlarının da aralarında bulunduğu korunan kişilerin bilgilerinin sızmasına yol açan 68 bilgi sızıntısı vakası yaşandı. Sızıntılar, kısıtlı nüfus kayıt belgelerinin hatalı biçimde verilmesinden kaynaklandı.
Bakanlık, hatalı belge verilmesini önlemek için belediyeleri her yıl uyardığını bildiriyor. Ancak prosedürler belediye hizmet bürolarında tam olarak uygulanmıyor ve faillerin başvurusu üzerine kayıtların yanlışlıkla verildiği vakalar yaşanmaya devam ediyor.
Bakanlık, bu konulardan sorumlu belediye birimlerine gönderdiği yazıyla, aile içi şiddet, takip (stalk) ve çocuk istismarı mağdurlarına yönelik destek tedbirlerinden yararlandırılan kişiler için, eski eşler ya da diğer failler tarafından ya da bunların adına hareket eden avukatlar aracılığıyla başvuru yapıldığında ikamet belgesi örnekleri, ek aile sicil kaydı (supplementary family register) gibi belgelerin verilmemesini istedi. Bu tedbirler, adres gibi kişisel bilgilerin kötüye kullanılmasını önlemeyi amaçlıyor.

Buna rağmen valiliklerin sunduğu raporlara dayanan bakanlık verilerine göre, destek tedbirleri kapsamındaki kişilerin bilgileri, belgelerin hatalı verilmesi ve diğer belediye hataları nedeniyle 2021 mali yılında 14, 2022 mali yılında 14, 2023 mali yılında 12, 2024 mali yılında 21 ve 2025 mali yılında 7 vakada sızdırıldı.
Bakanlık, belediyelere bilgi sızıntısı yaşandığında valiliklere acil bildirim yapma talimatı verdi. Ancak Hokkaido'daki Nayoro kentinde, Nisan 2024'te bir aile içi şiddet mağduru kadının adresini içeren ek aile sicil kaydı eski eşinin tarafına yanlışlıkla verildikten sonra belediye bunu 9 ay boyunca bildirmedi.
Ülke genelindeki belediyeler şu anda Temel İkamet Kaydı (Basic Resident Registration) sistemlerini standartlaştırma çalışmalarını yürütüyor. Erişim kısıtlaması getirilen kişilerle ilgili işlemlerde, işletim ekranında sürekli olarak "destek tedbirleri kapsamındaki kişi" uyarısı gösterilerek belgelerin hatalı verilmesini önleyecek şekilde tasarlanan sistemler devreye alınıyor.
Ancak, ülke genelindeki belediyelerden sistem tedarikçilerine gelen siparişlerdeki artışın da etkisiyle, birçok belediyenin sistemlerin kurulumunu 2025 mali yılının sonu olarak belirlenen süreye rağmen tamamlamadığı bildiriliyor.