TOKYO — İkili ilişkiler için "stratejik ve karşılıklı yarara dayalı" ilişki kavramını 20 yıl önce ortaya atan Japonya'nın Çin eski büyükelçisi Hideo Tarumi, Tokyo hükümetine ikili gerilimler sürerken bu slogana fazla bel bağlamak yerine risk yönetimine ağırlık vermesi çağrısında bulundu.
Tarumi, Kyodo News'e verdiği son röportajda söz konusu sloganın "özünü yitirdiğini" söyledi ve Çin'in ekonomisini baskı aracı olarak kullanan büyük bir güç durumuna geldiği bugünlerde Asyalı iki komşu arasındaki "aşırı karşılıklı bağımlılığın" bir risk haline gelebileceği uyarısında bulundu.
Perşembe günü, dönemin Japonya Başbakanı Şinzo Abe ile dönemin Çin Devlet Başkanı Hu Cintao'nun, Japon liderin Pekin ziyareti sırasında "ortak stratejik çıkarlara dayalı karşılıklı yarara sahip bir ilişki" kurma konusunda anlaşmasının üzerinden 20 yıl geçti.
Eski büyükelçiye göre Abe, Çin gezisi öncesinde selefi Yuniçiro Koizumi'nin savaşla bağlantılı Yasukuni Tapınağı'na defalarca yapması ziyaretler nedeniyle bozulan ilişkileri onarmaya çalışıyordu.
O dönem Çin'le ilgili istihbarat analizinden sorumlu üst düzey Dışişleri Bakanlığı yetkilisi olan Tarumi, Abe'yi muhafazakâr bir şahin olarak gören Pekin'i savunmasını gevşetmeye yöneltmek amacıyla, o ana dek yalnızca Japonya-ABD ilişkilerini tanımlamak için kullanılan bir ifade olan ikili ilişkilerin "stratejik" niteliği fikrini ortaya attığını anlattı.
Son 20 yılda Pekin, büyük bir ekonomik güç olarak Tokyo'nun gölgesinde bıraktı. Çin'in gayri safi yurtiçi hasılası 2006'da Japonya'nınkinin yaklaşık yüzde 60'ı düzeyindeyken, bu rakam 2010'da Japonya'yı geride bıraktı ve bugün komşusununkinin 4 katından fazlasına ulaşmış durumda.
Eski büyükelçi, Japonya'nın Çin için önemini yitirdiğini kaydetti. Xi Jinping'in 2012'de Çin'in lideri olması ve iktidarın elinde toplanmasından bu yana Pekin'in ekonomik kalkınma peşinde koşmaktan çok ulusal güvenliği sağlamaya öncelik verdiğini belirtti.
Şu anda Çin-Japonya ilişkileri, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin geçen kasımda mecliste yaptığı ve egemen Tayvan'a düzenlenebilecek bir saldırının Japonya savunma güçlerinin ABD'yi destekleyerek yanıt vermesini tetikleyebileceğini ima eden sözleri nedeniyle gerginliğini koruyor.
Bu sözler, Takaichi ile Xi'nin geçen yılın ekim ayında Güney Kore'de Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği zirvesi kapsamında yaptıkları ilk zirve görüşmesinde, iki ülkenin stratejik ve karşılıklı yarara dayalı ilişkiyi geliştirme ortak politikasını teyit etmelerinin hemen ardından gelmişti.
Takaichi'nin sözlerine öfkelenen Çin, o tarihten bu yana yüksek teknoloji ürünlerinin üretiminde kullanılan nadir topraklara ihracat kısıtlaması da dâhil olmak üzere Japonya'ya yönelik bir dizi siyasi ve ekonomik misilleme uygulamaya başladı.
Pekin, benzer bir ticaret kısıtlamasını 2010'da, Doğu Çin Denizi'nde Japonya'nın kontrolündeki Senkaku Adaları yakınlarında bir Çin balıkçı teknesi ile Japonya Sahil Güvenlik gemilerinin çarpışmasının ardından yürürlüğe koymuştu. Çin söz konusu adaları Diaoyu adıyla kendi toprağı sayıyor.
Çin, son diplomatik anlaşmazlık sırasında Takaichi hükümetinin savunma politikasını sertleştirmesine yönelik eleştirilerini de artırdı ve uluslararası platformlarda Japonya'da "neo-militarizmin" yükseldiğini ileri sürdü.
İki ülke arasındaki iletişim şu an zorlaşmış durumda; diplomatik çıkmazın ortasında resmî bakanlar düzeyinde görüşme planlanmıyor. Gözler, ilişkileri onarmak amacıyla Takaichi ile Xi'nin kasımda Çin'in güneyindeki Shenzhen'de düzenlenecek bir APEC zirvesinde görüşüp görüşmeyeceğine çevrildi.
Tarumi, "İlişkileri kısa vadede düzeltmek için acele etmek yerine mevcut krizi Çin'e yönelik stratejimizi yeniden düşünmek için bir fırsat olarak kullanmalıyız" dedi ve ilişkileri "mevcut çerçeve içinde ve Çin'in belirlediği şartlarda" düzeltmeye çalışmanın doğru olmayacağını kaydetti.
Durumu yönetmek için "geçici çözümlere" bel bağlamanın Çin'e "girişimi kaptırma" sonucunu doğuracağı uyarısında bulundu.
Somut risk yönetimi adımları olarak Tarumi, Japonya'nın tedarik zincirlerini ve ihracat pazarlarını çeşitlendirerek Çin'e bağımlılığını azaltmasını, Çin'deki Japon vatandaşlarının güvenliğini sağlamasını ve Avustralya, Hindistan, Avrupa ile Güneydoğu Asya ülkelerini kapsayacak şekilde "ABD merkezli çok katmanlı ortaklıklar" kurmasını önerdi.
Bu adımlar sayesinde Japonya'nın "Çin ile doğrudan, karşı karşıya bir mücadeleden" kaçınabileceğini belirten 65 yaşındaki eski diplomat, 2020-2023 arasında Çin büyükelçisi olarak görev yaptıktan sonra Ritsumeikan Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmaya başladı.
Tarumi ayrıca Japonya'nın ABD'nin Çin politikasını körü körüne izlememesi gerektiğini belirtti ve Washington ile Pekin arasında gelecekte yakınlaşma olasılığını göz önünde bulundurmanın önemine dikkat çekti.
Tarumi, Japonya ile Çin'in diyalogu sürdürmesinin şart olduğunu vurguladı ancak ikili ilişkinin "yalnızca tek taraftan uyum sağlamasının beklendiği bir ilişki olmaması gerektiğini" söyledi.
"Japonya, mevcut çıkmaz dönemini kötümserlikle görmek yerine bu zamanı gerekli hazırlıkları yapmak için değerlendirmeli" diye konuştu.